Ahmet Ali ATAN

Görüldügü gibi hakikat, entellektüel bilinçle kavranılamaz. Bu sır, çok kitap okuyarak da çözülemez. "Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme. Eri Hakk'ı bilmezsen, bu boşuna emektir." Er, Hakk'ı bilen kişidir. Hakk'ı bilen kişi ise egosunu yenmiş, yok etmiştir.

"Sonsuz Hiçlik" gerçeğini anlamak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız. Bir kalpte iki şey bir arada aşamaz. Ya "O" ya da ego için yer vardir. Ve ego ancak bizleri acı ve gözyaşına boğarak gider. Bu, geride hiçbirşey kalmayıncaya kadar devam eden acı bir süreçtir. Bu, "fena" halidir. yok olmaktir. Bu hal egonun hükmünü, kişinin benlik duygusunu tamamen kaldırır. "Fena" içinde kişi, bütün bütün yok olup gitmişken; Allah kendi varlığında ona yeni bir hayat verir. Onu kendi boyası ile boyar. Kişinin içindeki ve dışındaki bütün vasıfları değiştirir. Artık ölümün zaten alacağı egoist benlik bırakılmış, mutlak benlik onun yerini almıştır.

Bu yolculuk insanı sonunda ölümü bile 3 gün sonra duyulan bir kişinin yada gökyüzündeki tek bir yıldızın yanlızlığı kadar büyük bir yanlızlığa iter. Çünkü ego ancak tam bir ümitsizlik noktasına gelince teslim olur. Bu teslimiyet acı vericidir. Çünkü kişi kendini yutacak dipsiz bir uçuruma açılmış gibi hisseder. Bu ölüm gibi gelir. Ancak bu bir taraftan ölümdür diğer taraftanda o bir diriliştir. O doğmak için ölmektir. Bu yolculukta kişi bilinçaltının karanlıklarına dalar. İç dünyamızın bu karanlığı gerçek benliğimizin tanrının şekilsizliğinin göz kamaştırdığı yerdir. Benliğimiz karanlıkta gizlenmiş bir ışıktır.