Tolga Ataman

Adım Tolga Ataman. Soğuk, soğuk ve daha da soğuk bir şubat günü Yalova Devlet Hastanesinde gözlerimi Dünya'ya açtım. Özellikle babama çok düşkün bir çocuk olarak büyüdüm. Çocukluk dönemlerimde şuanda olduğu gibi sorunlarla ve daha çok sorunlarla geçti. Sadece iki kez sokağa çıkıp oyun oynadığımı hatırlıyorum hadi hatırlayamadıklarımla birlikte beş olsun. Çocukluğum karanlıkta hayalgücüme dayanan oyunlarla ve gözümün önünde canlandırdıklarımla geçti. Çok fazla oyuncağım vardı ama oyuncaklar bana göre değildi diyelim.. Altı yaşımda başladığım anaokulunun ilk gününe kadar neredeyse hiç arkadaşım olmamıştı. Neredeyse değil hiç olmamıştı.. Belki de arkadaş nedir onu bilmiyordum daha. Etrafımda yaşıtım insanların olması çok güzel gelmişti ama çok konuşuyorlardı, çok ağlıyorlardı. O zamanlar farketmiştim ki yaşıtlarımdan farklıyım ve bunu tek fark eden bende değildim. Annem sürekli benim bir psikoloğa gitmem konusunda babama baskı yapıyordu ancak babam gerek olmadığını düşünüyordu. Derken ailem belki de bana arkadaşlık yapması için yedi yaşıma girdiğimde bana en güzel ve en heyecan verici hediyelerinden birini verdi. Bir kardeş.. Tamam belki en başlarda kıskanmış olabilirim amaonun o tatlılığının farkına sonradan vardım. Yedi yaşımdan sonra en iyi arkadaşım bir bebek olmuştu. Ailemin ve beni tanıyan tüm diğer insanların gözünde değişik bir çocuk olarak tabir ediliyordum. Hatta arkamdan zihinsel engelli diyenler bile vardır tahmin edebiliyorum. Belki de zihinsel engelliyimdir bu konuda yorum yapmayacağım. İlkokul çağlarım gayet sıradan geçti öyle atraksiyonlar yaşadım diyemem. Sürekli saçma sapan şiirler yazıyor onların kimsenin okumasına izin vermiyordum. Abi çocukluğunda sokağa çıkıp oyun oynamamış bir adamdan ne beklenir ki zaten.. Ama ortaokul bazı şeylerin başlangıcı olmuştu. O zamana kadar asosyalliğin verdiği duygularla Teoman, Barış Manço gibi isimler dinlerken birden en yakın arkadaşlarımdan kanıma giren birşeyler oluşmaya başladı içimde. Adı Hiphop'tu bu meletin. Okul harçlıklarımdan biriktirdiğim paralarla internet cafeye gidiyor sürekli rap cdleri dolduruyordum. Babamın bir iş için gittiği Paris'ten bana getirdiği Sony cd çaları hala saklarım bu arada. Neyse.. Yedinci sınıfa gidiyorum ve artık giydiklerimde bırak gözle görünür kör bir adamın bile hissedebileceği bir değişim oluşmaya başladı. Düşük bel pantolonlar, bol t-shirtler.. Ve babamdan hatırladığım ilk tokatımı tam da bu yüzden yedim. Biraz delikanlı ol delika