Çınar Yalçınkaya

Doğdum,yaşıyorum ve öleceğim. Ya da doğrusu bu değil; bir gün yaşayabilmek uğruna her gün ölüyorum? Hayatın bütün riyakarlığı ve doğanın bütün cömertliği arasında kalan o arada bir yerlerde yaşıyorum. Tıpkı herkes gibi evrende bir toz zerreciğinden farksızım; kendi yükünü kaldıramayan,omuzları düşük,kalbi ve zihni yıpranmış,spot ışıklarına zincirlenmiş bir toz zerreciği.Eşcinsel oluşum benim insanlığımı değiştirmiyor lütfen artık bunu aşalım. Şöyle düşünün mesela; bir gün kansere tedavi bulabilirim,ya da hiç keşfedilmemiş bir gökcismi. Belki ışık hızına çıkış yolunu bulurum. Demek istediğim yaptıklarım,yapıyor olduklarım ve yapacaklarım listesinde tercihimin hiç bir etkisi olmadığı gibi aynı yönde siz de beni onunla değil de insanlığımla değerlendirmelisiniz. Ömür dediğimiz bir kara kutudan farksız. Bu kara kutu içinde birbirimizi boğmaktansa, yarın sabaha pişmanlıklarından sıyrılmış,güneşli bir güne nasıl ulaşabileceğimizi düşünmeliyiz. Ve hepimizden bir söz; '' O gün güneşe bakarken gözlerimi kısmayacağım. ''