Anıl Divarcı
Hayat, sana dair olan her şeyden ibaret, ne garip. Saçların, kokun, ellerin, gözlerin, burnun, sakalların, bıyığın, parfümün, bilekliğin, saatin, traş losyonun, kitapların, filmlerin, dinlediğin müziklerin, sevdiklerin, sevmediklerin, sinir harplerin, şefkatin, kalbin. Tam ortasında yaşıyorum sana ait olan her şeyin. Seni özlemiyorum diyemem, en büyük yalan olur bu. Öyle zamanlar geliyor ki, ‘özledim’ demek yavan kalıyor hissettiğimin yanında. Belki de bu yüzden, sana hiç ‘seni özlediğimden’ bahsetmedim. Özlemesine özlüyorum, hatta hala seviyorum belki ama sana dair hiçbir şeye inanmıyorum artık. Sana dair hiçbir şeye inanmadığımda, inanacak hiçbir şeyim kalmıyor geriye, boşlukta savruluyorum, düştüğüm yerden kalkamıyorum. Tanrı, senin yüzünden affetmiyor beni. Çünkü onu da umursamıyorum gittiğinden beri. Yani diyorum ki, hala çok güzelsin ama gelme kadın. Bana geri gelme, ne olursun. Çünkü ne geldiğine inanabiliyorum, ne de gittiğine. Hiç olmaman bazen olmandan daha iyi artık ..