çağdaş aydın

istanbul

1987 yılında mübarek aylardan kasımda dünyaya gelmişti. her şeyden bihaberdi. böyle dandik bir ülkeye geldiğini nereden bilebilirdi. aslına bakarsak zeynep kamil'de dünyaya gelmesinden bir şeyler anlamalıydı. şuan ki metrobüs gibi kalabalık bir hastaneydi. ama işte çok toydu. hiç bir çıkarım yapamamıştı. neyse eve gidelim de bir bakarız diyebilmişti sadece. eve arabayla döndüğünü fark ettiğinde bir nebze olsun rahatlamıştı. "kesin acil doğum oldu, doğmamı beklemiyorlardı ya da öyle bir şey, en yakın hastanede burasıydı o yüzden buraya getirdiler yoksa özel hastanede olurdum" diye tahminde bulunuyordu.
arabadakilere bakıp tanımaya çalışıyordu. konuşmalardan anladığı kadarıyla arabayı kullanan dedesiydi. demek ki şoförleri olacak kadar zengin değillerdi. üstelik arabada babası yoktu. babası ya çalışıyordu ya da çocuğu olmasından çok da hoşnut olmamıştı. babası, çocuğu doğduğu gün bile çalışıyorsa durum cidden vahimdi. annesine baktı, çok gençti. bu yüzden ilk çocuk olmalıydı. abisi veya ablası olma ihtimali yoktu. o ana kadar ki en iyi haberdi. en azından odamı paylaşmak zorunda kalmayacağım diye kendini avuttu. varsayımlardan sonra biraz da trafiğe göz gezdirdi. trafik sorunu daha istanbul’u etkisi altına almamıştı. kadıköy’ü geçtiler, ardından göztepe’yi, bostancı’yı, küçükyalı’yı. içini istanbul’da oturmuyor muyuz acaba endişesi sarmıştı. zaten kızgın olduğu babasına bir kat daha kızdı. “istanbul dışında hayat mı var, bana verdiğin gelecek bu mu? lan madem böyle bir dünyaya beni niye getirdiniz” diye veryansın ediyordu.
neyse ki endişeleri yine yersiz çıkmıştı. içinde olduğu araba idealtepe’de durmuştu. idealtepe iyiydi, hem ilerde değerlenirdi. binaya girdiler asansör yoktu belki de o yıllarda hiç bir apartmanda asansör yoktu. konu hakkında bir bilgisi yoktu. giriş kattaki daireye girdiklerinde merdivene bile ihtiyacı olmadığını anlamıştı. arabaları var ama zeynep kamil gibi tırt bir hastanede doğuyordu, idealtepe gibi fena sayılmayacak bir yerde oturuyor ama giriş kattaydı, babası hastaneye almaya gelmemişti. hiçbir şey tam değildi. tam bir türkiye fotoğrafıydı.
eve girdiğinde hemen ağlayarak annesine odasına çekilmek istediği anlatmaya çalışırken gördükleri karşısında şok olmuştu. kendisinden büyük (haliyle kendisi dün doğmuştu) üç çocuk daha vardı. dördünün birden kardeş olmasına imkan yoktu. gerek de yoktu. dünyaya dört kardeş doğmaya ne lüzum vardı. babam zaten asgari ücretle bir yerlerde çalışıyor hangi birimize baksın, hangi