ciyan

Önce şirketteki işimi bıraktım. Sabah eşim, 'ayol yine geç kalacaksın, hadi uyan artık' diye dürtüklerken 'evet' dedim kendi kendime, 'uyanmalıyım.' Uyandım ve, 'artık işe gitmeyeceğim' dedim. Eşim, sıradan bir saçmalığım olarak gördü bunu. Uyandığımdan emin olunca mutfağa gitti. Kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Kahvaltı masasına oturdum. Bugün, ömrümün miladı olacaktı. Eşim söylenerek çıktı.

Kapı çaldı. Açtım, kapıcı. Gazeteleri uzattı. 'Hasan efendi bayii ile konuş, aboneliğimizi kessin. Artık gazete istemiyoruz' dedim. Gazeteleri götürüp mutfaktaki çöp sepetine attım. Bundan böyle gazete okumayacağım. Onları da bıraktım. Dişlerimi fırçalamak üzere banyoya gittim. Sakallarım uzamıştı. 'Hayır' dedim, 'traş da olmayacağım, onu da terkediyorum. 'Sehpadaki televizyon kumandasına uzandım. 'Hayır' dedim, 'televizyon da yok. Onu da bırakıyorum.

Kapadım telefonu. Fişini çektim. Cep telefonumu kapattım. Çöp kutusuna attım. Döndüm odamdaki komidini açtım. Cüzdanımı çıkardım. Üç kredi kartı. Nüfus cüzdanı. Sekiz tane mağaza kartı. Vesikalık fotoğraflar. Vergi numarası kartı. Hastanelere kayıt numarası kartı. Telefon defteri. İki telefon kartı. Kimlik kartı dışında ne varsa attım. Bu muskalardan kurtulmalıydım. Attıkça hafiflediğimi hissediyorum. Bir bağı daha kopuyor. Bir bağ daha bir bağ daha... ne çok bağım var. Komidinin alt çekmecesinde tapu senetleri. Sözleşmeler. Vekaletnameler. Yüzlerce evrak. Tümünü attım. Büyük bir ses duydum. Büyük bir taş suya düşmüş gibi. Boş bir ses. Boşaltan bir ses. Gardrobun bir bölmesi çantalarıma ait. Onları da attım. Attıkça çoğalıyorlar sanki. Evim evrak, kart, çanta ve not doluydu. Ne çok şeyim vardı. Onlarsız, biri olmaksızın bile yaşayamayacağımı düşünüyordum. Bu düşünceye de veda ederek evden çıktım.

Arabanın anahtarını karşıdaki çocuk parkının baktığı vadiye doğru fırlattım. Yürüdüm. Tuhaf bir şey...Terkettiğim her şey önce bir korku ve kaygı veriyor, ardından beni hafifletiyordu. Yorulana değin yürüdüm. Gara yaklaşmıştım. Acıkmıştım. Simit aldım. Bugün bir yolcu olduğumu ilk kez hissediyordum. Uzak bir kente bilet aldım. Trene iki saat vardı. Bekleme salonuna geçtim.

Gözüme ilk ilişen boş banka oturdum.

Trenlerin geliş kalkış ve tehir saatlerini bildiren dev bir digital pano var. Öğrenciliğimizde yoktu. İki de bir gidip bilet satan adamın sinirlerini zorlardık. Afederseniz mavi tren kaçta kalkıyor? Adamcağız binlerce kez