Deniz Parlak
Andrei Tarkovsky filmi izledikten sonra Azer Bülbül'ün ''Kurşun Yedim'' şarkısını dinleyebilirim. Dengesiz sayılabilecek bir insanım. Belki biraz da paranoyak. Kendimi herhangi bir dine veya ırka ait hissetmem. Çünkü bana onları seçme hakkı tanınmadı.
Burada Bukowski'yle aynı fikirdeyiz: ''Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.''
Hayattaki tek amacım uğruna birşeyler yapmaya çalışırım, filmler izlerim. Sinema konusunda kendi kendimi eğitmeye çalışırım. Ama ellerinde test kitaplarıyla bekleyen ailem hep önüme çıkar. Onların suçu değil, bu kıçıkırık düzende benim de bir yer edinmemi istiyorlar her aile gibi. Ama okuyarak bir yere gelemeyeceğim belli benim, eğer bu dünyada varolacaksam fikirlerimle olacak bu. Küçüklükten beri matematiğe basmaz kafam. Hala da basmıyor..
Çoğunluk denen şeyden her zaman nefret ettim, ezilene ise her zaman dost gözüyle baktım. Bu yüzden Türkiye'de Kürt, İspanya'da Katalan'ım Politika denen şey bana göre, sadece ve sadece bir tiyatrodur. Asırlardır süregelmiştir ve hala ilk perde oynanmaktadır. Buna rağmen insanlar sıkılmadan ve usanmadan bu tiyatronun sürekli devridaim eden ilk perdesini asırlardır seyrebiliyorlar.
Kitap okumayı sevmem, ama Jack London'ın bütün kitaplarını okumuşumdur. Martin Eden kitabı Jack London'ın insanlığa bir lütfudur. Bu kitabın filmini çekme gibi bir niyetim var ölmeden önce. Bu arada, Ahmet Kaya'ya olan sevgim çok ama çok farklı. Bir abi gibi.
https://twitter.com/dpCapone