Halid Ayhan

seçilmiş insan olduğunu bile bile yaşamak..

özel güçlerinin olduğuna inanmak..

yaşamaya tersten başlamak:

nefret ettikten sonra sevmek mesela..

14 Şubatta doğmuş olmak..

ve her yıl aynı espiriden muzdarip olmak..

olmak ya da olmamak..

...

inceden meşrebi kayık

iddaa oynayacak olsam parayı kıracak kadar şanslı

her an aşık olabilecek

ve o anda vazgeçebilecek

maymun iştahlı

gün başladğında

yaşamaktan vazgeçecek kadar umutsuz

gün bittiğinde ise

yaşamaktan vazgeçmeye değer bir şeyin var olmadığını anlayacak kadar zeki

ve bir o kadar da aptal

karamsar, duygusul, hüzünlü

ve tüm tezatlıklara karşı yine de

sevecen ve umut dolu bir insan olmak..

...

matematiğin ilhamla öğrenildiğine inanan

söylenen her sözün arkasında bir hinlik arayan

soğuk .. ama aynı zamanda sevgiyi içinden yaşayan

kapıyı kim o demeden açan

kendine dahi güvenmeyen

aşk diye bir şeyin gerçekten de var olduğuna inanan

emin misiniz cümlesini sürekli kullanan

yoldan geçen güzel bir kıza bakma cesareti bulamayan

konuşmaya başladı mı cümleyi noktalayamayan

12 senelik okulun ne gibi bir faydasını var bir türlü anlayamayan

ödevin mantığını çözemeyen

sınavdan iyi aldığı halde üzülen spesifik manyağa sinir olan

okuma özürlüsü olan

şiir yazan

resim çizen

roman yazan

hikaye yazan

bunları yaparken yarım yamalak bırakan

hep kapıyı bakan kişi olan

hep markete giden kişi olan

kahvaltı hazırlayan

kahvaltıyı toplayan

ağlayan

ve ağladıkça daha iyi anlayan

biriyim ben sadece..

...

ya da:

Dahiyane

Filizofvari

Mühteşemtrak

Einsteinımsı

Zekikarane

de denilebilir..