ilkay ozturk
istanbul
ilkay ozturk
istanbul
İlkokuldayken iyi bir şair olmayı hayal ederdi, lisede avukat. Ama kötü eğitim sistemi onu hiç alakası olmayan bir bölüme attı. Dış Ticaret, Uluslararası İlişkiler hiç anlamadığı konulardı ama öyle böyle bitirdi okulunu. Hem de kaptan olan eşiyle beraber çıktığı denizde. Gemi her Türkiye'ye geldiğinde şansına ya vizesi oluyordu ya finali. 2 yıl böyle geçti. Hayatının en güzel yıllarıydı. Türkiye'ye döndüğünde artık çalışma zamanı deyip, tam gümrük müşavirliği sınavına girecekken kader bu ya, evrağı eksik olduğu için almadılar. Böylece gümrük ahalisi, yazar görünümlü bir memurdan mahrum kalmış oldu. Günün birinde bir gazetede "Yetiştirilmek üzere genç muhabiler aranmaktadır" diye bir ilan gördü. Durur mu hemen başvurdu. Mülakatta "Burada çalışmak için size para bile veririm" deyince diğer ODTÜ'lü, Boğaziçi'li rakiplerini geride bıraktı. Artık Marketing Türkiye'de çalışan genç bir muhabirdi. Ondan iyisi, mutlusu yoktu. Derken 6 ay sonra Sabah'a geçti. Sene 99! Sabah'ın Sabah, gazeteciliğin gazetecilik olduğu yıllar! 2 yıl Mimoza'da editörlükten sonra "Şu internet dedikleri de nasıl bir şey" diyerek, yeni kurulmakta olan Doğan Online'a geçti. Türkiye'nin ilk kadın portalı Mahmure'yi kurdu. Oradan da Türkiye'nin en çok satan gençlik dergisi Trendy'yi hayata geçirdi. 90 bin tiraj dile kolay! Tam 6 yıl! Sonra hurriyet.com.tr'de yeni kanalların yönetmenliği, bir daha Doğan Online günleri ve bye bye gazetecilik! Bu kadar kurumsal hayat yeter deyip, en iyi bildiği işe soyundu. Ne de olsa içerik kraldı. 2011 yılında Turuncu İçerik Atölyesi'ni kurdu. O zamana kadar hep kendi oluşturduğu projelerde çalışmıştı yine öyle oldu. Aynı dönemde fotoğrafçılık aşkını yemek boyutuna taşıdı. Çok çalıştı, didindi. Artık fena sayılmayan bir yemek fotoğrafçısıydı. 40 yıl düşünse aklına gelmezdi.