La Morte Nera

Donkorkut, babası İtalya'da diplomatlık yaptığı için küçüklüğünün büyük bir kısmını orada geçirmişti. 13 yaşında ise babasının görevinin sona ermesiyle anavatanı Türkiye'ye geri dönmüştü.Annesini henüz bebek yaştayken kaybetmişti. Yüzünü bile hatırlayamamış, ancak rüyalarda gördüğü hali ileözlemini kurutmaya çalışmıştı. 20 yaşında iken babasını da bir trafik kazasına kurban verince iyice hayata küsmüştü.Hayatın kendisine bir komplo kurduğunu düşünmüş, hayat karşısında güçlü olmayı arzulamıştı.Bu düşünceler onu kaderini yeniden çizmeye yönlendirmişti.

Küçük küçük soygunlar yaparak, bu soygunlardan elde ettiği parayı biriktirmeye başlamıştı. Günden güne yaptığı soygunları büyütmüş, bu soygunlarda kendisine yardımcı olsunlar diye suç dünyasından arkadaşlaredinmişti. Yeterli miktarda parayı elde ettikten sonra kafasında oluşturduğu plan için çalışmalara başlamıştı.

Soygunlardan kazandığı para ile uyuşturucu tarlaları satın almış, ürünlerini rahat dağıtabilmek için de legal bir lojistik şirketi kurmuştu.Görünürde bir iş adamı, gerçekte bir uyuşturucu baronu olmuştu. Yola beraber çıktığı arkadaşlarını da kendine ortak etmişti.Suç camiasında hızlıca yükselmişti. Herkes onun adından saygıyla söz etmeye başlamıştı lakin bu durum onun gölgesinde kalanortaklarının hoşuna gitmemişti. Kıskançlıkları onları adi bir plan yapmaya itmişti. Tuttukları tetikçiler ile ona bir saldırı tertip etmişlerdi.Donkorkut, bir gece kulübünden çıkarken kafasından vurulmuştu. Doktorlarının başarılı operasyonu sayesinde ölümün kıyısından dönmüştü.Hayatta kaldığı bilgisi özel danışmanları tarafından gizli tutulmuştu. Çok uzun bir süre için komada kaldıktan sonra hastahaneden taburcu olmuştu.Bankadaki bütün parasını çekip daha önce yürümüş olduğu yola tekrar koyulmaya karar vermişti.

Türkçe'de "Kara Ölüm" manasına gelen "La Morte Nera" ismi ile bir çete kurdu. Kendisine ihanet edenlere kara bir ölüm yaşatacaktı...