Levent Tekin
Suskunluğum
Asılı kaldı ömrümün ödünç kalabalığında
Bu sahranın en tenha yeri kalbimdir artık.
Masallarım kelepçelenerek deşifre edildim
Vura vura yıkıldı duvar yazılarım,
Ölümler biriktirir oldum
Zaman aşımları tahliye ederken gönlümü.
Koynumda haps olmuş melekler fırtınası dindi
Lirik bir melodik artık günler
Odalarına girdiğim ışıklar artık aydınlık
Düşlerimden önce gecelerimin yüreği ağzında
Ezber bozan hüzünlerim oyun bahçende artık
Yazın beni,yazın beni
Susuz kalmasın kalemlerim
Desensiz uçmasın mısralarım
Efsunlu bir yalnızlık benimkisi.
Hıçkırıklarımın duvar dipleri çöktü
Kapandı pas tutmuş yaralarım
Bitmeyecekmiş gibi bandırın yoksunluğunuzu
Kayıp ruhumun kentine dair bir saygı duruşu
Uzun uzun haykırarak
Avazınız çıktığı kadar dalın cümlelerime.
Sindiremediklerinizi doldurun ceplerinize
Dökün sevişmelerimi açık denizlere
Dökülün yakasından kıyılarımın
İzleri soyulur tebessümlerimin
Göğüslerinizin arasında anlayamadığınız hislerim
Tatlı bir yel gibi yalar bedenimi
Bir intihar bombacısı gibi
Rüzgarların savurduğu tuallerin çığlığıyım
Öznelik kazandırdıklarımı kazıyorum şimdilerde duvarlarımdan
Endişelerimi somurmaktasınız ruhsal bir telaşla
İhanetin mimikleri ıslanmakta dokularımda
Yazın beni,yazın beni
Sıradan ve basit sonlar için gözyaşlarımı heba etmem
Mazoşist bir köpeğin
Eceline kana kana yürümesi gibi olmalı final sahnem