Mehmet tahir Yıldız

Ben. Biz içimizdeki yumuşak bahara tercih etmeyiz başkalarının karanlık kışlarını. Düşsel bir hayat yaşarız gerçekliğin ortasında. Olduğumuz gibi oluruz olmadan. Korkak diyemez kimse bize. Varoluşun ihtiyaç duyduğu bir iftiralık cesarete sığınmayız. Farkına bile varamayız erdemlerimizin. Kendi ritminin kutsallığında içsel bahçelerini seyre dalmış bir nehir gibi çağlarız. İçgüdüsel bir reflekse borçlu değiliz varlığımızı. Kusur, mükemmelliğin dalgalanmasıdır sadece bizim için. Kalbin yasalarına biat ederiz. Tartışmayız, ince bir kıvrım aydınlatır yolumuzu. Başkaldırmayız, kalp kaldırırız. Gidene de kalana da inanmayız. Düzen, ruhumuzun dansıdır. Doğa tarafsız bir boşluktur. Hiç kimse bulunduğu tarafta değildir. Gerçeklik, boşluğa söylediğimiz şarkıdır. Silemeyeceğimiz bir şey yoktur. Arayışımız, ne can sıkıntısındandır ne de bulmak arzusundan. Her eyleme kendini yaşatırız. Hak severiz. Mutedil bir iklimin bütün ılıklıklarına iman ederiz. Bilgiyi küçümseyişimiz mutluluğa olan tutkumuzdan değildir. Düşünmeyiz, borçlanmak istemeyiz algılara ve kelimelere. Kaçmayız. Gizlemeyiz karanlıklarımızı ve gizlenmeyiz karanlıklarımızdan. Bütün her şeye alnımız hizasından sözlerini bilmediğimiz şarkımızı söyleriz umarsız. İyileştirmek için uğraşmayız yaralarımızı, çukurlarımızdan korkmayız. Sıkılmaz canımız. Mutsuzluğun karanlık çağrılarının derinliğine boyun eğmeyiz. Gelmeyiz prangalarına düş katillerinin. Hoş bir yumuşaklıkla yüzeriz yokluk alemimizde. Mesafelere kanmayız. Ardına düşmeyiz saadetimizin. Ruhumuzun her anını aynı renkle boyarız. İsteklerimiz kalbimizi kımıldatmak için değildir.