Fransız Daktilograf
Fransa hayranı bu kız aslında Adana doğumludur. Eylülü getiren ilk gün, oksijen ile akciğerlerini yakmıştır. Ve ailesinin ilk göz nurudur. Her ne kadar aile fertleri erkek beklese de kendisi mavi tulumlarının ona uygun olamayacağını önceden haber edememiştir. Babası öyle heyecanla beklemiştir ki Fenerbahçe bayrakları almış, yatağının etrafını kuşatmıştır. Ailenin hayal kırıklıkları hızını kesmemiş ve muhteşem bir Fenerbahçe aşkı ile büyütmüşlerdir. Bu yüzden biraz kanına girilse içinde koca bir holigan barındırmaktadır. Bu yüzden arada iddiada şansını denemektedir. Atları çok sever bilir misin? Onu hipodroma götürmelisin mesela. Çocukluk alışkanlıklarından bir diğeri de budur. İlkokul ve ortaokul tam inek modunda geçmiştir.. Ve her çocuk büyür ve yaş gelir On beşe. Lise yılları da top peşinde ve platonik aşklarla geçmiştir. Şimdi sorsan birini bile hatırlamaz. Başarı oranı yüksek bir okula yazıldığı için kendisi bu konuda uyum sağlayamamış ve zayıf notlarla yine bir hayal kırıklığında baş rol oynamıştır. Hal böyle olunca üniversite şansı zora girmiştir. Çekirge bir sıçradı olmadı, iki sıçradı olmadı ama üçüncüde Giresun'a damladı. Güneyden kuzeye bu yolculuk yeni hayat heyecanla başladı tabi ki. Ailesinin istediği bölümü kazanan kızımız bu yolda ilk başlarda çok hayıflanmıştı. Ama sonradan anladı ki doğru bir tercihle doğru bir yerde. Şu anda pişman olmadığı nadir şeylerden yani.
Hayatıma şekil veren şeyler vardır. Devrimlere inanırım abiler. Nietzsche okurum, Ahmed Arif okurum. Çayan’ı önder bilirim abiler. Yılmaz Güney en sevdiğimiz aktördür abiler. Henüz 21 insan yılı yaşadım ve gerçek anlamda bir kere aşık oldum abiler. Ve onunla gözlerimi kapamak istiyorum bu güzel dünyaya. Gözlerimizin açık gitmemesi dileğiyle değerli abiler…