Olcay Amatalar
1991 Eylül'ün 8. gününde yaprak dökümüne ramak kala İstanbul Fatih'te bir hastane'de peyda oldum. Aynı saniyeler mi desem dakikalar mı desem, bir de dünyalar güzeli bir ikiz kız kardeşim oldu. Gel vakit git vakit mavi gözlü aile bireylerime göz renkleri için kin gütmesemde bu aralar bu düşünceyi kafamdan atmaya çalışıyorum.
Birde işin isim kısmı var onu anlatmadan geçemem tabi. Güzeller güzeli ikizimin ismi tek atışta koyuldu ve öyle kaldı. Bana gelince T.C. kimliğimdeki Oğuzcan adındaki bir vatandaşım, fakat kendimi tanıtırken istemsizce Olcay diyorum. Bunun sebebi ise insanların ismimi sürc-i lisan etmeleri.
bkz"oğuzcan,oğulcan,oğuzhan,oguz,ogulcay..." Başarının sırrı olsa gerek Olcay sonunda gelişimini tamamlamış oldu.
Soyadıma gelince Arnavutça bir anlama tekabul ettiğine eminim, fakat Arnavutçam olmadığı için ne demek olduğunu bilmeyerek bu ismi taşımaya devam ediyorum.
Çevreme göre oldukça başarısız, ancak zeki olduğumu düşünüyorum desem yalan söylemiş olmam. Bu iddialı tespit için sevdiğim ve saydığım bir çok arkadaşım ve büyüklerimden dayanaklı şekilde övgüler aldığım doğrudur.
Ben Olcay'ın yazılı egosuyum.
Başarmak istediğim bir çok şey var. Bu dünyada olmam gereken yerin durduğum yer olmadığına inanıyorum. Tabi bu cümle şuan bu yazıyı okuyan veya benim düşüncelerimi taşıyan herkes için geçerli olduğunu düşünüyorum. Başarmak istemenin yarısıdır cümlesi oldukça etkili olsa da bir o kadarda benim için yersiz olmuştur , söylemek yapmaktan kolaydır nede olsa.
Bugünlerde başarmak istediğim tek şey güzel bir hayata, diplomalı bir işe ve sevdiğim bir eşe sahip olmaktır.
Hobilerime gelince lise çağlarımdan bu yana kadar Rap müzikle uğraşmış, bunun üzerine bir çok denemeler, klip çekimleri gibi bir ton estanteneye girmişliğim vardır.Şuan için hayatımı liseye bitirmeye odaklamış ve üniversite denen meretin peşine kaptırmış halde evimde çabalamakla geçirmekteyim.