Radyoaktif Salak
Türkiye
İnterneti çok beceremem ben. Hele blog... Daha çok defterlere bir şeyler yazıp altına tarih ve imza atanlardanım.
Hem kız, hem erkek çocuğu gibiyim. Modaya bayılırım, ojesiz bir gün bile geçirmem. Güzel kokan her şeyi çok severim: Kremler, mumlar... Hayalim feminen bir tuxedo ve stilettoyla dolaşmak, ama bana kışları kot, tişört ve botla, yazları da bot yerine Conversele rastlarsınız. Takılarım asla eksik değildir, yine de Ellen'ı andırırım. Aksiyon ve komedi filmlerine aşığım. Şu zamanlarda en sevdiğim aksiyon filmi -kadrosundan ötürü- Expendables 2. Hangover serisine bayılırım. (Lord of the Rings'i apayrı tutmayı tercih edeceğim.) Rugby, boks, futbol gibi sporları severim. İkinci Dünya Savaşı özel ilgi alanlarımdan. Eğer boy sınırını tutturabilseydim Harp Okulu'nda okuyup savaş pilotu olacaktım. Olmadı. Fransız lisesinde okuyup kardiyolog olurum artık.
Edebiyat benim okumayı ve anlamayı öğrendiğimden beri dostum. Günümüzün "aşk edebiyatı"ndan bahsetmiyorum; soneleriyle Shakespeare'den, tüyler ürperticiliğiyle Lovecraft'ten, direktliğiyle Charles Bukowski'den, duygu aktarabilmesiyle Poe'dan, görkemiyle Goethe'den ve daha yüzlercesinden, sertliğiyle Ayn Rand'den, akıcı anlatımıyla Virginia Woolf'tan bahsediyorum. Lewis Carroll da severim. (We're all mad here, neticede)
Felsefeyi severim, ama varlığımızla alakalı olan felsefi sorular beni çıldırtır. Bir araştırmanın parçası olarak bilgisayarda yaratılmış olabileceğimiz düşüncesi beni çok korkutur.
Klasik müzikten metale, rape, popa, jazza kadar her bir şeyi dinlerim. Tek derdim insanların müzik zannettiği ama alakası olmayan şeyler. "Baby, baby, uuu" bir şarkı sözü değildir, olmamalıdır.
Sanatı çok severim. Ancak ağladığım tek sergi Monet'ydi, nedenini hala bilmesem de. Abuk bir duygusallığım var.
Eski dönemlerle ve dolayısıyla mitolojiyle çok ilgiliyimdir. Kızılderili, Yunan ve Mısır mitolojileri de şahsi tercihim.
Bronzlaşan ve takma tırnaklı kızlardan nefret ederim. Uzakdoğu yemeklerini çok severim.