Melike Özkaya

Merhabalar! Ben Melike. İstanbul/Anadolu Yakası'ndanım. 10. sınıf Dil öğrencisiyim. Kitap okumayı Tumblr kadar çook seviyorum. Kitap okuma sevgisini bana küçük yaşta kazandıran Harry Potter'ın yeri bende çok büyüktür. Ailemin tabiriyle "eşşek kadar" olsamda hala her yerde özellike "Remus Lupin"in posterlerini görebilirsiniz. ehe.

İşte ben de fantastik seriden fantastik seriye atlarken kahvem en değerli yoldaşımdır. Okuduğum fantastik serilerde genelde arka planda kalan sessiz, sakin tiplere bağlanırım ve o tipler genelde yazarların öldürmeyi en sevdiği tiplerdir. Ondan, böyle kitabı okurken ordan oraya savrulurum, helak olurum ağlamaktan falan. Arkadaşlarım transa geçtiğimi söyleyip dalga geçiyorlar bazen. Mitolojiye bayılırım. Özellikle Yunan ve Roma mitolojileri.

Zamanımın çoğunu evde kitap okuyarak, sims yada age of empires'ın türevlerini oynayıp kahve içerek geçirdiğim düşünülürse fazlaca asosyalim. Tumblrda da unfamousum zaten. Böyle ordan oraya belli belirsiz takılıyorum. bu yazı da saçmalaştı zaten.

Renkli ve kısa saçlara inanılmaz zaafım var. Okul ve aile engelim olmasa hemen şu an koşarak kuaföre gidip saçımı kısacık ve lacivert yaptırabilirim. O kadar tatlı bir görüntü ki ay yerim yani. Normalde süslenmekten hoşlanan bir insan değilim. Sade böyle gayet spor ayakkabı, dar kot, tişört,gömlek falan.

Pop-Rock arasında dinliyorum müzik. Adele'nin sesine geberirim mesela. James Blunt, Snow Patrol, Coldplay, Muse, MFÖ, Teoman falan gibi ama arada farklı sanatçılardan çok hoşuma giden şarkılarıda günlerce dinleyebilirim. Here Comes The Rain Again gibi mesela yada Train Song gibi.

Film izlemeye bayılırım. Genelde komedi, romantik komedi, polisiye, fantastik falan. Bazılar okuduğu kitabın filmini izlemeyi sevmez ama ben özellikle izlerim kitabı okuduktan sonra.

Günün birinde eğitim için, çalışmak için veya sadece yanıma bir arkadaşımı alıp macera olsun diye Londra, Venedik, New York, San Francisco, Paris falan böyle her yeri gezmek, insanları yolda çevirip bir iki kelime gevelemek kalabalığın ortasına dalıp kaybolmak istiyorum. Bir Londoner olup herkesin yakındığı yağmurun beni yıkamasını mutlulukla karşılamak istiyorum, iliklerime kadar donduktan sonra küçük stüdyo daireme sığınıp cam kenarında yağmuru izlerken kahve fincanıma beni ısıtması için sımsıkı sarılmak istiyorum. Tek büyük hayalim bu şu an için.

Yazıyı sonuna kadar sabırla okuduğunuz için teşekkürler.