Ruhsuz Atmaca
blogger, writer, and social media
Ruhsuz Atmaca'ya daha öncede bir manifesto yazıldı bilen bilir! Ancak o manifesto bu blogun artarak bir neşe piramidi olacağı düşünülerek yazılmıştı, yıllar geçiyor değişmeyen şeyler değişmedikçe dramatikleştiriyor. Aslında blog tam manasına oturuyor. Neden Ruhsuz? denildiğinde verilen cevap yazılan yazılarda kendini gösteriyor. Neden Atmaca? dendiğinde sığınılan yalnızlığın bir yansıması görülüyor.
Artık insanlık hiç eskisi olmayacak şekilde kendisini köreltiyor, uzaklar yakınlaştı; yakınlaşan uzaklık araları açtı. Bu denli iç içe geçmelik insanlığa zarar vermeye başladı. Sömürünün normalleşmesi, insanlığın insanlığa zulmüne saygı duymaya yol açtı. Senin zulmün başkalarının sosyal medyalarına koyacakları bir duyarlılık abidelerine dönüştü, ancak bu duyarlılık abildeleri sadece bir "like" katharsisinin amaçlarına hitap etti.
Bu blog kapsamında mana arayan her saygıdeğer insanın sorduğu bir sorudur. Nedenler insan hayatında her zaman vardır. Bende bu bloga hayat verirken bir nedene vakıf olarak blogu açtım. Kendi iç bölünmemde benden ayrılan parçanın adı "Atmaca". Belki de içimde yer alan tüm kindar, doğru, cesur özelliklerin hepsinin toplamı kendisi. Atmaca'nın anatomik durumu, duruşu, kanat çırpışı, bakışları hepsi iç dünyamda anlamsallaşan bir yaradılış. Bu yüzden olamak istediğim ama olmadığım ara ara beliren kişilik bölünmem.
Kendi kişiliğimi bu alana çok katmadan yarattığın bu metaforik alanda Ruhsuz Atmaca olarak var olmam beni bu güne getirdi. Ruhsuz Atmaca'da aslında burada mutluluğu arayan, yalnız bir yaradılış ürünüdür. Bu yüzden bu blog açıldığında beri söylediğim tek şey:
"Yazdıklarım ve Yazacaklarım Atmaca'nın Bakışlarında Gizli..."