Şafak Aydın
Ben Şafak. 1996 yılında doğdum. Hiçbir zaman "ben doğduğum gün neler olmuş acaba" gibi bir yaklaşımım ve mantıksızlığım olmadı. 21 Eylül 1996 günü benim için bir değer taşımaz -ve bunu sevinçle söylüyorum- 5 yıldır doğum günü kutlamaktan uzaktayım, teşekkürler.
İlkokul yıllarımda epey sporla uğraştığımı hatırlıyorum. Hala da uğraşmaktayım. Herhangi bir takıma girip top sürmeyi ya da pas atmayı spor sanmayı bırakalı 2 yıl oluyor. Bu konuda profesyonel yaklaşım sergilemek beni mutlu ediyor.
İlkokul ve ortaokul yıllarımdan gerçekleşen tiyatro maceramın, beni sahne konusunda küçük yaşlarda eğittiğini düşünürüm. Henüz 9 yaşındayken oyunculukla tanışmak açıkcası günümüzdeki bazı oyuncuları küçümsememe neden olmakta. Şuan da bir oyuncu kadrosunun içinde yer almamam henüz kendimi sahne tozu yutmaya hazır hissetmediğimdendir. Oyunculuk çok güzel şeydir.
Üretmeyi severim. Beni etkilemiş küçük bir olay için satır doldurmayı severim (soyut). Açık olmak gerekirse kalemimi kimse için kağıda uzatmam. 6 aydır içinde bulunduğum bloglarım vardır. Biriken yazılarımı paylaşmaktansa -üretmeyi sevdiğimdendir- yeni şeyler ortaya atmak hobilerimden.
Müzik benim için ayrı bir sayfanın ayrı bir köşesindedir. Sert bir yaklaşım olacaktır; Türk gruplarını ve sanatçılarını sevmem. Onlar evrensel müziğin anarşistleridir. Türk olup da dinlediğim tek insan. -ki kendime örnek aldığım bir düayen- Fazıl Saydır. 4 enstrümanı tamamlamış bulunmaktayım. Kafamda bitmesi gereken 8 enstrüman vardır. Müzik bitmez. Ben müziğe savaş açıyorum.
Sanatın insanın iç dünyasını aydınlatması olduğuna inanırım. Anlaşılır, "Sanat, sanat içindir."
Beni diğer insanlardan ayıran birçok yanım olduğuna inanırım. Eğer bir insan benimle aynı şeyi düşünüyorsa; o düşüncemi hemen değiştiririm çünkü kimseyi onunla aynı şeyi düşünecek kadar sevmiyorum.
Klasik müzik dinlemesi zor bir türdür. Klasik müzik dinlemek beni rahatlatmaz. İçinde bulunmak istediğim olayı dinleyerek uzaktan seyretmek beni gerer. Küçük notasal hatalar dahi bana yakalanmayacak mesafeler kadar uzaktır.
Siyasi düşünce denilen şey yoktur. Hiçbir zamanda varolmayacaktır benim için. Günümüz siyaseti ölen subayların evlatlarına bir el uzatmaktan ötedir. Federaller benim en büyük imgesel mesajımdır. "The Federal" başlığı altında kafamda oluşturduğum bir kitabım vardır. Komik, büyük bir bölümünüde yazmışımdır.
about.me satırları dahi kendimi tanıtmama yetmemiştir. Maksimum karakter sayısı, hey!