Selin Çetin
Selin Çetin
Pencere kenarlarını, otobüs camından akıp giden hayata bakmayı, trenleri, modası geçmiş insanları, kırmızı şarabı, soğuk birayı, sarhoşluğu, Fransız filmlerini, sinemayı, kitapları, eprimiş defterleri, edebiyatı, şiiri, felsefeyi, öğrenmeyi, sanatın hemen her dalını, yalnızlığı, bir başınalığı, yeni şarkılar keşfetmeyi, kuzeydeki sesleri, sarılmayı, gülmeyi, hüznü, bünyesinde elem ve yeis hissiyatı bulunduranları, efkarlanmayı kendine bir borç bilenleri, yaralanmaktan mümkün mertebe kaçmasına rağmen yaralarını, yaralıları, zarafeti, naifliği, uzakları, kafasının içinde yaşamayı... seviyor. Ve bunca şeyi sevmesine karşın, kendisini sevgisiz buluyor.