Serhat Onar
En küçük çocuğuyum evin.. 3'ncü ayın 21'nde saat sabah 5 sularında, 58 trafik kodlu şehirde doğdum. Serhat diye bir ad takmışlar; adımı ve tutacağım takımı seçme gibi bir şansım olmadığı için.. Doğduğum günden bu yana hem fiziksel anlamda hem duygusal anlamda köklü değişiklikler oldu desem, sanırım abartmış olmam. Kreş yıllarında özellikle daha muzur olan ben orta öğretim hayatında daha sakin, lise hayatında ise daha agresiftim... Çocukluğumda zil çalıp kaçmadım çünkü boyum yetmezdi. Kitapları sevmez yırtardım. Pazar günleri banyo günümdü benim.. Koca odunlar ve zor yanan kazanların kaynar sularında kiremit büyüklüğünde sert yeşil sabunları ve acıtıcı lifleri bedenimde hissedercesine yıkandım... Her çocuk gibi bende anne babamdan dayak yemişimdir.. Lunapark ile kaç yaşında tanıştığımı hatırlamıyorum. En sevdiğim giysim boydan olan bir tulumumdu.. Sünnet törenim ise dillere destandı, hala hatırımda.. Sünnetin baltayla yapılacağını zanneden ben aslında olayın özünü öğrendikten sonra korkuyu da önemsemedim desem yeridir.. "Maşallah" yazılı şapka giyip elime asa aldım.. Gezdim.. Dolaştım... Aşklar yaşadım, acılar çektim,güldüm, ağladım ama unuttum.. Önceden kalabalıkta haşır neşir olmayı seven ben şimdilerde ise kalabalıktan kaçar oldum.. Liseyi bitirdim, üniversite düşünmeden İnternet aleminde hedef belirlemeye başladım. Kısacası hala küçüğüm, oturup bunları bile yazabildiğime inanamıyorum çünkü okulda tek satır yazmışlığım yoktur... İşte ben buyum... Kafa karıştırıcı ve bir o kadar da öz...