KENAN ÜNER

Sanal alem koridorlarında devri alem etmekti yazgım..Lafı olupta diyemeyen deyipte anlatamayanları temsilen bulunduğum dünyada ihanet katsayısı yüksek kadınları ve herseferinde onların bana armağan ettiği yanlızlığımı, duş yaptıktan sonra sigara içmeyi,kalamarla rakı ikilisini ve gün doğumunu sevdim.Sevdim ve severek öğrendim yaşamayı yine tüm hayatın alüvyonik tortusunu sevdim yıkımlarıyla beraber.Şiirler ektim toprağına. Bereketliydi yedi veren gibi sardı ömrümü. sonra mısrayı sevdim, sırf cümleyi taşıdığı içinde paragrafı, belediye otobüslerinde öğrenci olmayı hatta, yazın finale kalmayı sevdim herkes evine finalsiz giderken, ter kokulu final sonlarını ve final sonlarında yüzümüzde beliren mozambikli çocuk gülümsemesini sevdim, bütünlemeyi sözlü sınavda ter basmasını ve (mazoşistçe gelecek belki ama) sınıfta kalmayı sevdim. gün geldi mezun olmayı sevdim, mecburi hizmeti, diyar diyar gezmeyi, dünyayı dolaşmayı sevdim ve evimi özlemeyi..Sahi özlemek dedinmiydi duruyordu akan sular ve birde soğuk kış gecelerinde tesisat donduğunda oluyordu bu susal durgunluk. Dostlarımı sevdim onlarla yüreğimi paylaşmayı, günün birinde yaşlı ve aksi ihtiyarlar olarak askılı pantolon giydiğimiz, verandada gün batımında bambu koltukta torunlarımızı beklerken uyukladığımız buruşuk romatizmalı ihtiyarlık ihtimallerini sevdim. Ve gün geldi tüm bunları sevmekten vazgectim. Şimdiyse sevdiklerimin benden aldıklarını yerine koyup kendimi yeniden bina etmeyi seçtim. Çünkü borçluydum, çünkü unutmuştum, en önemli şeyi...Yani kendimi sevmeyi..... Beyaz önlüklü hikayemin bundan sonrasında ne yazar bilinmez, zaman akar hayat yolunu bulur..Bekleyelim ve görelim beraberce...