Yasemin Yüksel
Student and Writer in İstanbul, Türkiye
Yasemin Yüksel
Student and Writer in İstanbul, Türkiye
İnsanın kendini tanımlaması zor; başarması hoş bir şey. 1998 senesinin Nisan ayının yirmi yedisinde, bir pazartesi günü dünyaya geldim ve henüz yirmi küsür yıllık yaşantımın boşluğunu süpürme telaşındayım. Birçok çaba sarf etmeme rağmen yerini dolduramadığım taşlar var.
Akışına bıraktığım yaşantımda geçmişime sıkı sıkıya bağlıyım. Yazmayı öğrendiğim günden beri konuşmayı unuttuğum söylenebilir. Her günümü özel kılan birkaç cümle elbet var, bu nedenle hayatımın her yılına ait günlüğüm bulunmakta. Yazma sevdasının kenarında bıraktığım bir okuma tutkusu elbette var. Ki, kim okumadan yazar? Okumaktır yazmaktır derken hayatımın beni sürüklediği bu yaşlarımda yogayla zihnimi ve bedenimi keşfediyorum ayrıca. Tazelenmek adına satranç oynamaya bayılıyorum. Kendimce ufak tefek çizimler derken akıp gidiyor işte yaşam.
Kronolojik olarak şöyle bir geçmişime bakacak olursak:
İlkokulu Kadıköy/Kozyatağı'ndaki İlhami Ertem İlköğretim Okulu'nda okudum. Resim çizme sevdam o okulda, 11 yaşlarımda hayatıma girdi. Fakat Türkiye gibi bir ülkede ebeveynlerin yönlendirilişine kurban giden bir gelecek beni bekliyordu: güzel sanatlar için çalışıp didinen ama sıradan bir Anadolu Lisesi kazanan genç. SBS'nin son kurbanları olarak dönemim yaşıtlarıyla aynı monotona kapıldım. 15 yaşındaydım 50. Yıl Tahran Anadolu Lisesi'ne kaydolduğumda. Belki de liseyi çok önemseyerek hayatımdaki ilk hatayı yapmış bulundum. Hoşlanmadığım bir bölüm ve keyif almadığım günlük iki saatlik yolları çekmek üniversite yaşantımı ve geleceğimi pek de değiştirmeyecekti açıkçası; en azından o zamanlar öyle düşünüyordum. Zaman geçmiş ve üniversite sınavı kapıya dayanmıştı. İlk sene zorlu geçen hazırlık sürecini mezuna kalarak bir sene daha devam ettirmiş ve 2017 senesinin temmuzunda Marmara Üniversitesi, Gazetecilik Bölümünü kazandığımı öğrenmiştim. O zamanlar bilmiyordum hayatımın en kötü günlerini geride bıraktığımı. Kendimi fark ediş süremin bu kadar uzun sürmesi en azından iyi bir meyve vermişti sanırım bana.
Üniversite hayatımın her senesi farklı bir kampüste geçti. İletişim öğrencisi olmanın getirdiği her yere uyum sağlayabilme durumu sağ olsun çok da keyif aldım ilk üç senemden. Son senemde ise Covid-19 virüsü sebebiyle yuvama getirdim okulumu.
Bir yandan eğitimime devam ediyor, bir yandan da yaratmaya çalışıyorum. Sanatla varız. Dinlenmek için sırtımızı sanata yaslarız.